ceza-hukuku

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu (TCK m.116): Uzman Rehber 2026

Balgat Hukuk & Arabuluculuk Bürosu

Konut dokunulmazlığının ihlali, Türk Ceza Kanunu'nun 116. maddesi kapsamında düzenlenen ve kişilerin özel yaşam alanlarını güvence altına alan temel bir suç tipidir. Bu suç, anayasal düzeyde koruma altına alınan konut dokunulmazlığı hakkının ceza hukuku boyutunu oluşturmaktadır. 2026 yılı itibarıyla uygulamada önem kazanan bu suç türü hakkında kapsamlı bir rehber sunmak amacıyla bu makaleyi hazırladık.

TCK m.116 Nedir ve Neyi Korur?

Türk Ceza Kanunu'nun 116. maddesi, "Konut Dokunulmazlığının İhlali" başlığını taşımakta ve kişilerin konutlarına, konutlarının eklentilerine veya orada bulundurdukları eşyalara yönelik izinsiz giriş eylemlerini suç olarak tanımlamaktadır. Söz konusu düzenleme, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 21. maddesinde güvence altına alınan konut dokunulmazlığı hakkının somut ceza hukuku yaptırımını içermektedir.

Bu hak, yalnızca mülk sahiplerine değil; o konutta fiilen ikamet eden herkese, yani kiracılara, kira ödemeksizin oturanlara ve diğer kullanıcılara da tanınmaktadır. Koruma altındaki değer, kişinin özel alanı üzerindeki özerk karar verme hakkıdır. Devlet, bu alana yönelik rızasız müdahaleleri suç sayarak bireysel özgürlüğü güçlü biçimde koruma altına almaktadır.

Maddenin birinci fıkrası, bir kimsenin rızası olmaksızın başkasının konutuna girmesini veya rıza ile girdiği halde çıkmamak için direnmesini suç olarak tanımlar. Burada iki ayrı eylem kategorisi söz konusudur: izinsiz giriş ve izinle girip çıkmayı reddetme. Her iki durum da aynı hüküm kapsamında değerlendirilmektedir.

Suçun Unsurları

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun oluşabilmesi için bazı temel unsurların bir arada bulunması gerekmektedir. Bu unsurlar; fail, eylem, konu ve manevi unsur olarak dört başlık altında incelenebilir.

Fail: Suçun faili herhangi bir gerçek kişi olabilir. Kamu görevlisi, mahkeme kararı olmaksızın konuta girerse nitelikli hal gündeme gelir. Fail ile mağdur arasında herhangi bir ilişki bulunması gerekmez; yabancı, tanıdık, aile üyesi veya eski sevgili fail konumunda olabilir.

Eylem: İki temel eylem biçimi mevcuttur. Birincisi, rıza olmaksızın konuta girmektir. İkincisi ise rıza ile girilen mekânda rızanın geri alınmasına rağmen çıkmamaktır. Bu ikinci halde fiilin tamamlanması için rızanın açıkça geri alınmış olması ve faile çıkması için makul süre tanınmış olması gerekir.

Konu: Suçun konusu, kişinin konutu ve konutun eklentileridir. Konut kavramı dar yorumlanmamalı; müstakil ev, daire, bodrum, çatı katı, bahçe gibi eklentiler de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öte yandan bu alanın gerçekten "konut" niteliği taşıması, yani bir kimsenin orada ikamet etmesi gerekmektedir.

Manevi Unsur: Suç yalnızca kasıtla işlenebilir. Failin, karşı tarafın rızasının bulunmadığını bilerek hareket etmesi gerekmektedir. Meşru sanı (hatalı rıza kabulü) durumunda kasıt ortadan kalkabilir; bu durum savunma açısından önem taşır.

Konut Kavramı: Hangi Yerler Konut Sayılır?

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda "konut" kavramı oldukça geniş yorumlanmaktadır. Yargıtay içtihatları ve öğreti bu kavramın kapsamını zaman içinde netleştirmiştir. Temel ölçüt, söz konusu mekânın bir kimse tarafından konut olarak kullanılıp kullanılmadığıdır.

Konut sayılan mekânlar şunlardır: apartman daireleri, müstakil evler, yazlık ve tatil evleri, çadır ve karavan içleri (fiilen ikamet ediliyorsa), yurt ve pansiyon odaları (kişiye özel tahsis edilmişse), kiralık daireler. Bu mekânların mülkiyet durumu önem taşımaz; önemli olan fiili kullanım ve ikamet olgusudur.

Konut sayılmayan mekânlar arasında ise yalnızca iş amaçlı kullanılan alanlar, ortak kullanım alanları (merdiven, asansör, otopark) ve kamuya açık alanlar yer almaktadır. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus, işyeri niteliğindeki bir mekânın aynı zamanda konut olarak kullanılması durumunda (örneğin mağaza arkasındaki oda) bu kısmın da konut korumasından yararlanabileceğidir.

Yargıtay, konut eklentilerini de bu suçun kapsamına dahil etmektedir. Balkon, teras, avlu, bahçe, garaj, kiler ve depo gibi mekânlar —konutla bağlantılı olmaları kaydıyla— konut dokunulmazlığı koruması kapsamında sayılmaktadır. Suçun kapsamı bakımından kritik olan, bu eklentilerin konuta bitişik olması ve fiilen kullanılmasıdır.

Nitelikli Haller ve Ceza Artırımı

TCK m.116/2-4 arasında düzenlenen nitelikli haller, suçun ağırlaştırılmış biçimlerini oluşturmaktadır. Bu hallerde öngörülen ceza temel suça kıyasla belirgin biçimde artmaktadır. Nitelikli hallerin varlığı, hem kovuşturma sürecini hem de sanığa tanınan savunma olanaklarını doğrudan etkiler.

Gece Vakti: TCK m.6/1-e uyarınca gece vakti, güneşin batmasından bir saat sonrasından doğmasından bir saat öncesine kadar geçen süredir. Bu zaman diliminde gerçekleştirilen konut dokunulmazlığı ihlallerinde ceza yarı oranında artırılır. Yargıtay, gece vaktinin belirlenmesinde saat esas almamakta, astronomik hesabı esas almaktadır.

Silah Kullanılması: Suçun silahla işlenmesi de nitelikli hal oluşturur. Buradaki silah kavramı yalnızca ateşli silahları değil; bıçak, sopa gibi araçları da kapsar. Failin sırf gözdağı vermek için silah taşıması bile bu hale girer.

Birden Fazla Kişiyle: Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, TCK m.116/3 kapsamında ağırlaştırıcı neden sayılır. Birlikte icradan bahsedilebilmesi için failler arasında irade birliğinin bulunması ve her birinin suçun icrasına fiilen katkı sağlaması gerekmektedir.

Kamu Görevlisi: Kamu görevlisinin görevi kötüye kullanarak veya görevini aşarak konuta girmesi halinde ceza artırılır. Bu durumda hem TCK m.116 hem de görevi kötüye kullanma hükümleri gündeme gelebilir.

Ceza Miktarı ve Yaptırımlar

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun temel hâli için TCK m.116/1'de altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Bu ceza sınırları içinde belirlenen hapis cezası, mahkemenin takdirine göre adli para cezasına çevrilebilir ya da ertelenebilir.

Nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda öngörülen ceza miktarları şöyledir: Gece vakti veya silahla ya da birden fazla kişiyle işlenmesi halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Kamu görevlisi tarafından yetkinin kötüye kullanılmasıyla işlenmesi halinde ise ceza yarı oranında artırılır ve bunun yanı sıra TCK m.257 kapsamında ayrıca yargılama yapılabilir.

Cezanın ertelenmesi bakımından TCK m.51 hükümleri uygulanır. Kasıtlı suçlarda iki yıl ve altındaki hapis cezaları ertelenebilir. Mahkeme; sanığın kişiliği, sabıka durumu, suç işleme eğilimi ve pişmanlık göstergelerini dikkate alarak erteleme kararı verir. Erteleme kararı, bir ile üç yıl arasında denetim süresi belirlenmesini gerektirir.

Koşullu tahliye ve iyi hal indirimi uygulamaları da bu suç için geçerlidir. Hükümlü, cezasının üçte ikisini infaz ettikten sonra koşullu tahliyeden yararlanabilir. Aktif pişmanlık hükümlerinin (TCK m.168 vd.) bu suça doğrudan uygulanmayacağı, bununla birlikte suçun bir parçası olan zararın giderilmesinin ceza indirimine katkı sağlayabileceği unutulmamalıdır.

Şikayet Süresi ve Zamanaşımı

Konut dokunulmazlığının ihlali, basit hâlinde şikayete bağlı bir suçtur. Bu durum, mağdurun şikayeti olmaksızın kamu davasının açılamayacağı anlamına gelir. Şikayet hakkının kullanılması için mağdurun hem suçu hem de faili öğrenmesinden itibaren altı aylık süre içinde yetkili makama başvurması gerekmektedir.

Nitelikli hallerin varlığı halinde suç şikayetten vazgeçme ile düşmez ve resen soruşturma başlatılır. Bu ayrım, uygulamada büyük önem taşımaktadır; zira basit hâlde mağdur şikayetini geri alabilirken nitelikli hâlde bu imkân bulunmamaktadır.

Şikayet süresi hesaplanırken dikkat edilmesi gereken husus, sürenin başlangıç noktasının suçun öğrenildiği an olduğudur; suçun işlendiği gün değil. Yargıtay kararlarına göre mağdurun suçu öğrenme tarihi, şikayetçinin beyanı ile diğer deliller birlikte değerlendirilerek tespit edilir.

Dava zamanaşımı bakımından TCK m.66/1-e uyarınca temel suç için öngörülen sekiz yıllık dava zamanaşımı süresi uygulanır. Nitelikli hallerde öngörülen cezanın üst sınırı gözetilerek bu süre uzayabilir. Zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Uzlaştırma Prosedürü

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun temel hâli, CMK m.253 kapsamında uzlaştırma prosedürüne tabidir. Uzlaştırma, şüpheli ile mağdurun tarafsız bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasını sağlayan ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesine imkân tanıyan bir mekanizmadır.

Uzlaştırma süreci, savcılık tarafından re'sen başlatılır ve taraflara zorunlu olarak teklif edilir. Taraflar uzlaştırmacıyla görüşmek ve uzlaşmayı kabul ya da reddetmek konusunda serbest iradelerini kullanır. Uzlaşma sağlanırsa kamu davası açılmaz; açılmışsa düşme kararı verilir.

Uzlaştırma, taraflar açısından önemli avantajlar sunar: Fail açısından ceza almadan kurtulma imkânı, mağdur açısından ise tazminat ve özür gibi somut kazanımlar elde etme fırsatı ortaya çıkar. Bu nedenle uzlaştırmacı seçimi ve sürecin yönetimi büyük önem taşımaktadır. Deneyimli bir ceza avukatının desteğiyle bu süreç çok daha verimli yürütülebilir.

Kiracı ile Ev Sahibi Arasındaki Fark

Uygulamada en sık karşılaşılan senaryolardan biri, ev sahibinin kiracının izni olmaksızın konuta girmesidir. TCK m.116, mülkiyet hakkını değil; fiili kullanım ve ikamet hakkını koruduğundan kiracı, ev sahibine karşı da bu suç kapsamında şikayette bulunabilir.

Ev sahibinin, kiralık konuta herhangi bir yasal dayanak olmaksızın girmesi ya da kiracıyı evden çıkmak için rıza dışı yollarla zorlaması halinde suç oluşur. Kira sözleşmesinde "ev sahibi istediği zaman girebilir" şeklindeki hükümler, hukuken geçersiz sayılmaktadır; zira bu tür düzenlemeler TCK hükümlerinin üzerinde değildir.

Kiracının, oturduğu konuta ilişkin koruma hakkı kira sözleşmesinin sona erdiği ana kadar devam eder. Kira sözleşmesi sona ermiş olsa bile, kiracı mülkü terk etmemişse tahliye davaları gibi hukuki yollar tükenmeden ev sahibi konuta giremez. Aksi hâlde suç oluşmaya devam eder.

Kiracı olarak yaşanan bu tür ihlallerde yapılması gereken ilk adım, yazılı olarak şikayetin cumhuriyet savcılığına yapılmasıdır. Aynı zamanda hukuki yoldan kira sözleşmesinden doğan hakların korunması için bu tür suçlarda uzman avukattan destek alınması büyük önem taşımaktadır.

İşyeri ve Ortak Alanlar Bu Suç Kapsamında mı?

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun temel hükmü (TCK m.116/1) yalnızca "konut" niteliğindeki mekânlara uygulanır. Ancak TCK m.116'nın ikinci fıkrası, iş ve çalışma yerlerine yönelik haksız girişleri de suç olarak tanımlamaktadır. Bu düzenleme sayesinde işyerleri de belirli bir korumadan yararlanmaktadır.

İşyerlerine ilişkin koruma, konut dokunulmazlığından farklı bir yapıya sahiptir: İşyeri girişleri bakımından suç şikayete bağlı değildir ve herhangi bir çalışan veya yetkili tarafından şikâyette bulunulabilir. İşyeri kavramı geniş yorumlanmalıdır; mağaza, ofis, atölye, depo, otel odası (geçici konaklamada) bu kapsamda değerlendirilebilir.

Ortak kullanım alanları (apartman merdiveni, lobi, otopark) açısından ise durum farklıdır. Bu alanlar özel mülkiyet kapsamında olsa da konut dokunulmazlığı korumasının dışında tutulmaktadır. Ancak bu alanlarda yaşanan ihlaller, TCK'nın diğer maddeleri (örneğin özel hayatın gizliliğini ihlal) kapsamında değerlendirilebilir.

Sık Karşılaşılan Senaryolar

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, günlük yaşamda birbirinden farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Aşağıda en sık rastlanan örüntüler ve hukuki değerlendirmeleri yer almaktadır.

Eski Sevgili veya Eş: Boşanma ya da ayrılık sürecinde eski partner, rıza olmaksızın konuta girerse suç oluşur. Ev ortak mülkiyet olsa bile ayrılık kararı alınmış ve taraflardan biri konutu terk etmişse giren taraf bu suçu işleyebilir. Koruyucu tedbir kararları bu tür durumlarda kritik öneme sahiptir.

Komşu: Komşunun rıza olmaksızın konuta girmesi sık görülen bir ihlal biçimidir. "Kapı açık kaldı girip baktım" türündeki gerekçeler, rızanın bulunmadığı hallerde hukuki savunma olarak kabul edilemez. Önemli olan, konut sahibinin açık veya zımni rızasının bulunup bulunmadığıdır.

Ev Sahibi: Yukarıda ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere ev sahibinin kiracının konaklamasını baskı altına alması ya da habersiz girişi bu suçu oluşturur. Kira sözleşmesinde yer alan yetersiz koruyucu hükümler, cezai sorumluluktan kurtulmayı sağlamaz.

Haciz veya Tahsilat Amacıyla Giriş: Alacaklı ya da icra müdürü sıfatı taşımaksızın bir kişinin borç tahsili amacıyla konuta girmesi de suç oluşturur. Resmi icra işlemleri yerine özel kanallar aracılığıyla gerçekleştirilen ev baskınları cezai sorumluluğa yol açmaktadır.

Kilit Kırarak veya Pencereden Giriş: Bu tür girişler, suçun nitelikli halini ya da aynı zamanda hırsızlık suçunun teşebbüsünü oluşturabilir. Birden fazla suçun aynı anda işlenmesi (fikri içtima) durumunda en ağır cezayı gerektiren suçtan yargılama yapılır.

Savunma Yolları

Konut dokunulmazlığının ihlali suçlamasıyla karşılaşan kişiler açısından çeşitli savunma stratejileri mevcuttur. Bu stratejilerin başarılı biçimde uygulanabilmesi için deneyimli bir ceza avukatıyla çalışmak büyük önem taşımaktadır.

Rızanın Varlığı: Sanık, girişin rıza ile gerçekleştiğini ispat edebilirse suç unsuru ortadan kalkar. Rıza açık (sözlü veya yazılı davet) ya da zımni (kapının açık bırakılması, geçmişte defalarca kabul edilme) olabilir. Bu konudaki tanıklık delilleri belirleyici nitelik taşır.

Meşru Müdafaa veya Zorunluluk Hâli: Başkasının tehlikede olduğu bir durumda yardım amacıyla konuta girilmesi (TCK m.24-25) suçun hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldırabilir. Ancak bu savunmanın inandırıcı biçimde sunulması gerekir.

Hata: Sanık, konuta başka bir gerekçeyle girdiğini düşünüyorsa (örneğin yanlış kapı) kastın varlığı tartışmalı hale gelebilir. Ciddi hata durumları, TCK m.30 kapsamında değerlendirilebilir.

Uzlaştırma Yoluyla Düşürme: Yukarıda açıklanan uzlaştırma mekanizması, şikayete bağlı suçlarda etkili bir sonlandırma yoludur. Taraflar arasında uzlaşı sağlanırsa dava düşer. Bu yol, hem fail hem de mağdur açısından avantajlı olabilir.

Benzer suç tiplerini karşılaştırmalı inceleyen tehdit suçu rehberimizde de kişi güvenliğini ilgilendiren konulara daha ayrıntılı yer verilmektedir.

Dava Süreci: Adım Adım

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda mağdur tarafından izlenecek hukuki süreç aşağıdaki adımları kapsamaktadır.

1. Şikayet Başvurusu: Mağdur ya da vekili, en yakın cumhuriyet savcılığına ya da kolluk birimine yazılı şikayet dilekçesi sunar. Dilekçede suç tarihi, saat, tanıklar ve varsa güvenlik kamerası görüntüleri gibi delillere yer verilmelidir. Suç ve fail öğrenildikten itibaren altı ay içinde bu başvuru yapılmalıdır.

2. Soruşturma Aşaması: Savcılık, şikayeti aldıktan sonra re'sen soruşturma başlatır. Kolluk ifade alır, delilleri toplar ve uzlaştırma prosedürünü başlatır. Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde iddianame düzenlenir.

3. Kovuşturma Aşaması: İddianame kabul edilirse ceza mahkemesinde yargılama başlar. Tanıklar dinlenir, deliller incelenir ve taraflar savunmalarını sunar. Karar aşamasında mahkeme; mahkûmiyet, beraat, düşme veya erteleme kararlarından birini verir.

4. İstinaf ve Temyiz: İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf incelemesi sonrasında verilen karara karşı Yargıtay'da temyiz yoluna gidilebilir. Delil değerlendirmesine yönelik hatalar ve hukuka aykırılıklar bu aşamalarda gündeme taşınabilir.

Sık Sorulan Sorular

Konut dokunulmazlığının ihlali şikayete bağlı mı?

Evet, TCK m.116'ya göre bu suç şikayete bağlı bir suçtur. Rızası olmaksızın konuta giren kişi hakkında kovuşturma yapılabilmesi için konut sahibinin şikayeti gerekir. Şikayet süresi 6 aydır. Ancak nitelikli hallerde (silah, gece vakti vb.) suç şikayetten bağımsız olarak resen takip edilir.

Kiracı ev sahibine konut dokunulmazlığını ihlal davası açabilir mi?

Evet. Kiracı, kiralanan mülkü konut olarak kullandığı sürece TCK m.116 kapsamında koruma altındadır. Ev sahibinin rıza olmadan konuta girmesi ihlal suçunu oluşturur. Kira sözleşmesindeki aksine hükümler geçerli değildir; kiracının fiili kullanım hakkı mülkiyet hakkından bağımsız olarak korunmaktadır.

Konut dokunulmazlığı ihlalinin cezası ertelenebilir mi?

Basit hâlde verilen hapis cezası ertelenebilir; ancak kişinin koşulları ve önceki sabıka durumu belirleyici rol oynar. TCK m.51 uyarınca iki yıl ve altındaki kasıtlı suç cezaları ertelenebilir. Uzlaştırma prosedürü de uygulanabilir; bu prosedürün tamamlanması halinde ceza hiç verilmez.

Konut dokunulmazlığının ihlali suçuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi almak ve hukuki süreçlerinizi etkin biçimde yönetmek için mevzuatın güncel metnine Resmî Türk Ceza Kanunu sayfasından ulaşabilirsiniz.

Konut Dokunulmazlığı İhlali Davası mı Açmak İstiyorsunuz?

Uzman ceza avukatlarımız 2026 yılı itibarıyla güncel içtihatlarla davanızı değerlendirip size en kısa sürede yönlendirme yapacaktır. Hemen iletişime geçin: 0312 285 5153