icra-hukuku

Arabuluculuk Anlaşmasının İcrası: Kapsamlı Hukuk Rehberi 2026

Balgat Hukuk & Arabuluculuk Bürosu

Arabuluculuk anlaşmasının icrası, arabuluculuk sürecinde imzalanan anlaşmanın taraflarca yerine getirilmemesi halinde devreye giren kritik bir hukuki mekanizmadır. 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu (HUAK) kapsamında düzenlenen bu mekanizma, arabuluculuk sürecinin sağladığı anlaşmaları mahkeme kararıyla eşdeğer güce kavuşturmaktadır. Bu kapsamlı rehberde arabuluculuk anlaşmasının icrası konusunu tüm boyutlarıyla ele alıyoruz.

Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin Hukuki Niteliği

Arabuluculuk süreci başarıyla tamamlandığında taraflar bir anlaşma belgesi imzalar. Bu belge, arabuluculuk sürecinin ürünüdür ve tarafların uyuşmazlığı nasıl çözüme kavuşturduğunu ortaya koyar. Peki bu belgenin hukuki niteliği nedir?

İcra edilebilirlik şerhi alınmamış arabuluculuk anlaşma belgesi, hukuki açıdan bir sözleşme niteliği taşır. Taraflar bu sözleşmeye uymakla yükümlüdür; ancak karşı tarafın uyumsuzluğu halinde doğrudan icra takibi başlatılamaz. Bu durumda önce mahkemede dava açılması ve anlaşma belgesinin ifa edilmesini ya da tazminat ödenmesini talep etmek gerekir.

İcra edilebilirlik şerhi alınmış arabuluculuk anlaşma belgesi ise çok daha güçlü bir hukuki statüye kavuşur. Şerh alındıktan sonra belge ilam niteliği kazanır ve mahkeme kararları gibi doğrudan ilamlı icra takibine konu edilebilir. Bu fark son derece önemlidir: Şerh alınmamış bir anlaşmada mahkeme yolundan geçmek gerekir; şerh alınmış bir anlaşmada ise doğrudan icra dairesine başvurulabilir.

HUAK m.18: İcra Edilebilirlik Şerhi Nedir?

6325 sayılı HUAK'ın 18. maddesi, arabuluculuk anlaşmasının icrası için kritik yasal dayanağı oluşturmaktadır. Bu madde uyarınca taraflar ve arabulucu, anlaşma belgesini imzalamalarının ardından icra edilebilirlik şerhi alınması için yetkili mahkemeye başvurabilirler.

İcra edilebilirlik şerhi, mahkemenin anlaşma belgesini inceleyerek hukuka uygunluğunu onayladıktan sonra verdiği, belgenin icra edilebileceğini gösteren resmi onayıdır. Bu şerh alındıktan sonra anlaşma belgesi artık bir ilam niteliği kazanır ve karşı tarafın uyumsuzluğu halinde doğrudan icra yoluna başvurulabilir.

Şerhin verilmesi için mahkemenin belgeyi içerik açısından denetlemesi gerekmektedir. Mahkeme; anlaşmanın kamu düzenine, emredici hukuk kurallarına ve tarafların ehliyetine aykırı olup olmadığını inceler. Bu inceleme sonucunda şerhe engel bir durum bulunmadığı anlaşılırsa şerh verilir.

HUAK m.18'in öngördüğü bu mekanizma, arabuluculuğu salt bir iyi niyet sürecinden çıkarıp bağlayıcı ve icra edilebilir bir çözüm aracına dönüştürmektedir. Bu özellik, özellikle ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuğu son derece çekici kılan unsurlardan biridir.

Şerh Alma Prosedürü: Hangi Mahkemeye, Hangi Belgelerle?

Arabuluculuk anlaşmasının icrası için şerh alma süreci adım adım şu şekilde işler. Öncelikle yetkili mahkemenin belirlenmesi gerekir. Yetkili mahkeme; uyuşmazlık konusuna göre değişmektedir. İş uyuşmazlıklarında iş mahkemesi, ticari uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesi, diğer uyuşmazlıklarda ise uyuşmazlığa bakacak olan asliye hukuk mahkemesi yetkilidir.

Mahkemeye sunulacak belgeler şunlardır: arabulucu tarafından düzenlenmiş ve imzalanmış anlaşma belgesi (asıl nüshası), arabuluculuk son tutanağı, tarafların kimlik belgeleri ve varsa tarafları temsil eden avukatların vekâletnameleri. İş uyuşmazlıklarında avukat imzalı anlaşma belgesi de zorunludur.

Mahkeme, belgeleri inceledikten sonra şerh talebini kabul ya da reddeder. Kabul halinde anlaşma belgesi üzerine icra edilebilirlik şerhi düşülür ve artık bu belge ilamlı icra takibine dayanak oluşturabilir. Ret halinde ise taraflara itiraz hakkı tanınır.

Şerh alma süreci nispeten hızlı işleyen bir yargısal süreçtir. Mahkemeler bu tür başvuruları öncelikli olarak ele alır; dolayısıyla mahkeme yoluyla dava açmaya kıyasla çok daha kısa sürede sonuç alınır. Bu hız, arabuluculuğun en önemli avantajlarından birini oluşturur.

İş Uyuşmazlıkları: Avukat İmzası Zorunluluğu (7036 m.18/A)

Arabuluculuk anlaşmasının icrası bağlamında iş uyuşmazlıkları özel bir öneme sahiptir. İş Mahkemeleri Kanunu'nun 18/A maddesi, iş uyuşmazlıklarına ilişkin arabuluculuk anlaşma belgelerinin icra edilebilirlik şerhine sahip olabilmesi için ek bir şart öngörmektedir: avukat imzası.

Bu kurala göre iş uyuşmazlıklarında arabuluculuk anlaşma belgesi, tarafların avukatları tarafından imzalanmışsa icra edilebilirlik şerhi almak için mahkemeye başvurma zorunluluğu ortadan kalkar. Avukatların imzasını taşıyan bu belge, doğrudan ilam niteliğinde kabul edilir ve mahkemeye gitmeden icra takibine dayanak oluşturabilir.

Bu düzenlemenin getirdiği büyük avantaj şudur: Avukatların imzaladığı iş uyuşmazlığı anlaşma belgeleri, mahkeme şerhine gerek kalmaksızın ilamlı icra takibine konu edilebilir. Bu durum, süreci önemli ölçüde hızlandırır ve kolaylaştırır.

Tarafsız bir değerlendirme yapmak gerekirse, avukat imzası zorunluluğunun olumsuz bir boyutu da mevcuttur: Avukatsız yürütülen arabuluculuk süreçlerinde imzalanan anlaşma belgeleri bu ayrıcalıktan yararlanamaz ve icra şerhi için mahkemeye başvurmak gerekir. Bu nedenle özellikle iş uyuşmazlıklarında arabuluculuk sürecine avukatla katılmak son derece önemlidir.

Ticari Uyuşmazlıklar: Fark Nedir?

Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk anlaşmasının icrası iş uyuşmazlıklarından bazı farklılıklar göstermektedir. Ticari arabuluculukta anlaşma belgesi için avukat imzası zorunluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla icra edilebilirlik şerhini HUAK m.18 kapsamında mahkemeden almak gerekir.

Ticari uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Anlaşma belgesinin bu mahkemeye sunulması ve şerh alınması halinde belge ilam niteliğine kavuşur. Bu süreç genellikle birkaç haftada tamamlanabilir.

Ticari arabuluculuğun 2018 yılından itibaren zorunlu hale getirilmesiyle birlikte bu alanda oluşan içtihat ve uygulamalar, hem avukatlar hem de işletmeler için önemli bir referans kaynağına dönüşmüştür. Arabuluculuk anlaşmasının icrası mekanizmasının etkin kullanımı, ticari uyuşmazlıkların mahkeme yüküne bindirilmeden çözülmesine büyük katkı sağlamaktadır.

Anlaşma Belgesinin İcra Şerhli Halinin İptal Şartları

İcra edilebilirlik şerhi alınmış bir arabuluculuk anlaşmasının geçerliliğine itiraz etmek mümkündür. Ancak bu itirazın belirli yasal dayanaklara dayanması gerekmektedir.

İptal talebinin kabul görebileceği haller şunlardır: Taraflardan birinin ehliyetsiz olması (anlaşmayı imzaladığı tarihte fiil ehliyetinin bulunmaması), anlaşmanın kamu düzenine aykırı olması, tarafların serbest iradesiyle anlaşmaya varılmamış olması (hata, hile, korkutma), uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmaması ve arabulucunun bağımsızlık ya da tarafsızlık ilkelerini ihlal etmiş olması.

İptal talebi, şerh veren mahkemeye yapılır. Mahkeme iptal talebini inceleyerek kabul ya da reddeder. İptal kararı kesinleşirse icra şerhi kalkar ve anlaşma belgesi artık ilam niteliğini yitirir.

Bu itiraz yolunu kötü niyetle, anlaşmadan kaçmak amacıyla kullananlar için hukuki yaptırımlar öngörülmüştür. Mahkeme, kötü niyetle açılan iptal taleplerinde tazminat ve yargılama gideri yaptırımı uygulayabilir.

Karşı Tarafın Uyumsuzluğu: İlamlı İcra Takibi Nasıl Başlatılır?

Arabuluculuk anlaşmasının icrası bağlamında en kritik pratik soru şudur: Karşı taraf anlaşmaya uymuyorsa ne yapılmalıdır? İcra edilebilirlik şerhi alınmış bir anlaşma belgesi mevcutsa yanıt nettir: İlamlı icra takibi başlatılabilir.

İlamlı icra takibi için şu adımlar izlenir: Öncelikle icra dairesine başvurularak icra takibi başlatılır. Başvuruda icra edilebilirlik şerhli anlaşma belgesinin aslı ya da onaylı örneği sunulur. İcra dairesi ödeme emri ya da tahliye emri gibi ilama uygun icra işlemini başlatır.

İlamlı icra takibinin ilamsız icra takibine kıyasla önemli avantajları vardır. İlamsız icra takibinde borçlu itiraz ederek takibi kolayca durdurabilir; oysa ilamlı icra takibinde itirazın etkisi sınırlıdır. Bu durum, arabuluculuk anlaşmasından doğan hakların çok daha hızlı biçimde icra edilebilmesini sağlar.

Borçlunun ilamlı icra takibine itiraz yolları da sınırlıdır. İtiraz; belgenin sahte olduğu, borcun ödendiği ya da zamanaşımına uğradığı gibi dar kapsamlı gerekçelere dayandırılabilir. Bu nedenle karşı taraf icra şerhli anlaşmaya uymaktan kaçınmak için çok az hukuki dayanak bulabilmektedir.

Arabuluculuk Anlaşmasının Kesinleşmiş Mahkeme Kararından Farkı

Arabuluculuk anlaşmasının icrası mekanizması incelenirken bu mekanizmanın kesinleşmiş mahkeme kararından farklarını da ele almak gerekmektedir. Her iki belge de ilam niteliği taşısa da aralarında önemli farklar mevcuttur.

Mahkeme kararları üst mahkeme denetiminden geçebilir. Arabuluculuk anlaşmaları ise yargısal denetimi genellikle yalnızca şerh aşamasında görür. Bu fark, arabuluculuk anlaşmasının icra sürecinin mahkeme kararına kıyasla daha az tartışmaya açık olduğu anlamına gelebilir.

Öte yandan mahkeme kararları zaman zaman kısmi ifa ya da ertelenmiş ifa içerebilirken arabuluculuk anlaşmaları tarafların tamamen serbest iradesiyle şekillenir. Bu esneklik, özellikle iş ilişkisini sürdürmek isteyen ya da belirli koşullar altında ödeme yapmayı planlayan taraflar için büyük bir avantajdır.

Yargılama giderleri açısından da önemli bir fark söz konusudur. Mahkeme kararı elde etmek, arabuluculuk anlaşmasına kıyasla genellikle çok daha uzun sürer ve çok daha yüksek maliyete yol açar. Bu durum, uyuşmazlığın başından arabuluculuk yolunu seçmek için güçlü bir ekonomik gerekçe oluşturur.

Anlaşmaya İtiraz Yolları

Arabuluculuk anlaşmasının icrası sürecinde karşı tarafın anlaşmaya itiraz etme yolları sınırlı tutulmuştur. Bu sınırlılık, arabuluculuk mekanizmasının etkinliğini korumaya yöneliktir.

Anlaşmayı imzaladıktan sonra içeriğe itiraz etmek için somut hukuki gerekçe gerekir. "Anlaşmayı gözden geçirdim ve adil bulmuyorum" türünde genel itirazlar kabul görmez. Hile, hata ya da ehliyetsizlik gibi irade sakatlığı hallerinin somut biçimde kanıtlanması gerekir.

Anlaşmanın uygulanması aşamasında ise borçlu; borcun ödendiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını ya da anlaşmanın tarafları bağlamadığını ileri sürebilir. Bu itirazların da somut delillerle desteklenmesi şarttır.

Arabuluculuk anlaşmalarına yönelik itirazları değerlendirirken mahkemeler, arabuluculuk sürecinin özüne saygı göstermektedir. Yargı, taraflarca özgürce müzakere edilen ve imzalanan anlaşmaları bozmakta oldukça çekingen davranmaktadır.

Uluslararası Arabuluculuk Anlaşmaları: Singapur Sözleşmesi

Arabuluculuk anlaşmasının icrası meselesinin uluslararası boyutunu da ele almak gerekir. 2019 yılında imzaya açılan Singapur Sözleşmesi (Uluslararası Uzlaştırmadan Kaynaklanan Milletlerarası Anlaşmalara İlişkin BM Sözleşmesi), uluslararası ticari arabuluculuk anlaşmalarının sınır ötesi icrasını kolaylaştırmaktadır.

Singapur Sözleşmesi, New York Tahkim Sözleşmesi'nin arabuluculuk alanındaki karşılığı olarak değerlendirilmektedir. Sözleşmeye taraf ülkelerde arabuluculuk anlaşmaları, mahkeme kararına dönüştürülmeden doğrudan icra edilebilir. Bu düzenleme, uluslararası ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuğu tahkim ve dava yollarına kıyasla son derece cazip bir seçenek haline getirmektedir.

Türkiye'nin Singapur Sözleşmesi'ni onaylama süreci hakkında güncel gelişmeleri takip etmek, uluslararası ticari ilişkileri bulunan kişi ve şirketler için büyük önem taşımaktadır. Sözleşme kapsamındaki avantajlardan yararlanmak, uluslararası uyuşmazlık çözümünde belirleyici bir fark yaratabilir.

Arabuluculuk Sonrası Yeniden Dava Açılabilir Mi?

Arabuluculuk anlaşmasının icrası bağlamında önemli sorulardan biri de şudur: Taraflar anlaştıktan sonra aynı konuda yeniden dava açabilirler mi? Kural olarak bu mümkün değildir; ancak bazı istisnalar mevcuttur.

Arabuluculuk anlaşması imzalandıktan sonra bu anlaşmanın kapsadığı uyuşmazlık konusunda yeniden dava açmak, anlaşmaya aykırı davranış oluşturur. Mahkeme böyle bir davayı "derdestlik" ya da "kesin hüküm" itirazı kapsamında değerlendirebilir ve davayı usulden reddedebilir.

Bununla birlikte arabuluculuk sürecinde çözüme kavuşturulmayan ya da anlaşma kapsamı dışında bırakılan uyuşmazlık konuları için dava açmak her zaman mümkündür. Anlaşmanın kapsamının net ve açık biçimde belirlenmesi, ileride bu tartışmaların yaşanmasını önler. Bu nedenle arabuluculuk sırasında anlaşmanın içeriğini ve kapsamını dikkatlice kaleme almak son derece önemlidir.

Güncel mevzuat için 6325 sayılı HUAK'ın tam metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz. Arabuluculuk hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgi için Ankara arabuluculuk hizmeti sayfamızı ve arabuluculuk olmadan dava açılır mı rehberimizi incelemenizi öneririz.

Zorunlu ve İhtiyari Arabuluculuk Süreçleri Karşılaştırması

Arabuluculuk anlaşmasının icrası meselesini anlamak için zorunlu ve ihtiyari arabuluculuk arasındaki farkı da kavramak gerekir. Bu iki süreç, hem yürütme biçimi hem de anlaşma belgelerinin hukuki niteliği bakımından bazı farklılıklar barındırır.

Zorunlu arabuluculuk, belirli uyuşmazlık kategorilerinde dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulmasını zorunlu kılan yasal bir koşuldur. İş uyuşmazlıkları ve ticari uyuşmazlıklar bu kapsamdadır. Zorunlu arabuluculukta süreci tamamlamadan dava açılamaz; ilk oturumda anlaşma sağlanamazsa son tutanak düzenlenerek dava açma yolu açılır.

İhtiyari arabuluculuk ise tarafların kendi iradesiyle, herhangi bir zorunluluk olmaksızın seçtikleri bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. İhtiyari arabuluculukta taraflar daha esnek bir süreç yürütebilir; konuların kapsamı ve sürece katılımcıların belirlenmesi tamamen tarafların kararına bırakılmıştır.

Her iki süreçte de ulaşılan anlaşma belgesi, yukarıda açıklanan şerh alma mekanizması aracılığıyla icra edilebilir hale getirilebilir. Bu bakımdan zorunlu ve ihtiyari arabuluculuk arasında anlaşmanın icrası açısından temel bir fark bulunmamaktadır.

Anlaşmazlığınızın niteliğine göre hangi yolun daha uygun olduğunu belirlemek, sürecin verimli yönetilmesi açısından kritik önem taşır. Balgat Hukuk & Arabuluculuk Bürosu olarak hem zorunlu hem de ihtiyari arabuluculuk süreçlerinde uzman arabulucu ve avukatlarımızla tarafınızda yer alıyoruz.

Sık Sorulan Sorular

Arabuluculuk anlaşma belgesi mahkeme kararı gibi icra edilebilir mi?

Evet. 6325 sayılı HUAK m.18 uyarınca arabuluculuk anlaşma belgesi, tarafların talebi üzerine icra edilebilirlik şerhiyle donatılabilir. Şerh verilen belge ilam niteliğinde icra edilir ve doğrudan ilamlı icra takibine dayanak oluşturur.

Arabuluculuk anlaşmasını karşı taraf uygulamazsa ne yapmalıyım?

İcra edilebilirlik şerhi alınmış anlaşma belgesi doğrultusunda icra dairesine başvurarak ilamsız icra takibi yerine ilamlı icra takibi başlatabilirsiniz. İlamlı icra takibinde karşı tarafın itiraz imkânı son derece sınırlıdır; bu da alacağınızı çok daha hızlı tahsil etmenizi sağlar.

Arabuluculuk anlaşmasında avukat imzası zorunlu mu?

İş uyuşmazlıklarında arabuluculuk anlaşma belgesinin mahkemeye başvurmaksızın doğrudan icra edilebilirlik şerhine sahip olabilmesi için avukatların imzası zorunludur (7036 m.18/A). Ticari uyuşmazlıklarda ise avukat imzası zorunlu olmamakla birlikte mahkemeden şerh alınması gerekir.

Arabuluculuk Anlaşmanızın İcrası İçin Uzman Desteği Alın

Arabuluculuk anlaşmasının icrası, dikkatli bir hukuki süreç yönetimi gerektirir. Balgat Hukuk & Arabuluculuk Bürosu olarak hem arabuluculuk süreçlerinde hem de anlaşmanın icra edilmesinde uzman desteği sunuyoruz. Hemen iletişime geçin: 0312 285 5153